
Bizler, ''Kainatın ortasında sap gibi kalanlarız'' Ogo'nun deyimiyle. Korkunun ve benliğin kazdıkça derinleşen kuyusunda, kara kanatlarımız hiçbir işe yaramadan dibe gideriz. Düşmanımız asimetrik savaş teknikleri kullandığından, hiçbir zaman güven, huzur ve sevgi limanlarında demir atamayız. Bu işin içinde bir iş vardır, biliriz.Namık, CIA'nın beynini kontrol ettiğine inanıyordu. Onu da intihar ettirdiler sonunda. Şehrin ortasında bir apartmanın tepesinden boşluğa bıraktı kendini. Belki de CIA'dan kurtulmak için yaptı bu eylemi. Nitekim kurtuldu da... Şahin hala soluk soluğa geliyor eve. 'Sorma hocam, takibe aldılar yine, anam ağladı atlatana kadar.' O neyseki başarıyor atlatmayı. Eski günlerin her emekli militana miras bırakacağı o hayalet sivil polisleri atlatmak, hayalet olmayanlarını atlatmaktan daha zor.Biz, bütün kahve ahalisi, ECHELON denilen meretin ne işe yaradığını biliriz. Belki de bu yüzden, başımız sürekli beladadır bazı silahlı adamlarla. Bazı deri montlu adamlar bizi takip eder sürekli.''Sen de o örgüttensin'' diyor Haşim. ''Hangi örgüt?'' diye soruyorum. ''Hepinizin örgütü!'' Çocuk mantıklı bir paranoyak. ''Şimdi herkes bir an durup sana dönse ve ''şaka yaptııııkk!'' diye bağırmaya başlasa ne bok yiyeceksin? ''Arkadaşlar bravo, güzel şakaydı'' mı diyeceksin? ''A! Ben anlamıştım zateeenn'' mi? ''Eşşek şakası'' mı?'' Dediğim gibi, Haşim mantıklı bir paranoyak.Bu arada belki bilmeyen vardır; dinleniyor olmak ayrı bir zevk verir insana. Ayrı bir haz... Adamlar senin edeceğin laflara değer verirler. Senin konuştuğun kişi vermezken bile. Sesim telefonda her yankılanınca, her hırıltı ve öksürük sesi duyuşumda, gururla göğsüm kabarır. Beni hala ciddiye alıyorlar demektir bu! Ama geç kaldılar.Yıkıcı virüsün kodlarını, nifak tohumlarını çoktan ektim zihin tarlalarına. Bir kurtuluş günü olacak mı bilmiyorum. Heralde bir günden ibaret olmayacak ciğerlerimize tırnak geçiren pençelerden kurtulmak.Ben üzerime düşeni yaptım; aklın bütün zincirlerini kırdım. Ahlakı bile! Özgürlüğün özsuyunu aradım içmek için. Hayat mükemmel derecede cömert ve bilge bir öğretmen gibi davrandı. O kadar ki, bütün bunların bir oyun olduğunu düşünüyordum.''Telefon Mustafa Kemal Paşa'dan Namık, seni istiyor'' diye uzatıyor ahizeyi Ender. Namık aynı ciddiyetle ahizeyi alarak konuşmaya başlıyor; ''Paşam cephede durumlar nasıl? Burası mı? İyidir paşam, topçu bölüğümüz düşmanı püskürttü!'' Öğretmenmiş Namık. Kıvılcım'ın kongresi için gelmiş buraya. Geriye cenazesi dönmüş birkaç yıl sonra.