Ey ölülerle yarışanlar! Alın, bu zafer de sizin
hepinizin
gömütlüklerden geçerken üzerinize yığılan tozları
rüzgar silkeler, hiç derdetmeyin
Bu sizin kasabanız, illet dedikoduları onun, en sosyal aktivitesi
yaprak hışırtısıdır deyip geçmeyin
korku ağaçlarında soğuk ötüşlü kuşlar
gagalayıp dururlar
gagalayıp dururlar
kahkahası kıpkırmızı çocukların büyücek tutkularını
Bir ormanın göğsünden geyikler boşalır gibi
terkedip gitti ıslıklar dudaklarınızı
niye sanırsınız gözlerinizin boş bir tarafı var
epeyce bozuk sesinizin terazisi
ve bir yoksunluk yerli yersiz üşüten
Yağlı kırbaçların altında bizi bekleyenin
duru öfke olduğunu sanmayın
belki bir şaşkınlık, bir muziplik, anlamlarından soyunması kelimelerin
ilkgençler
yatakları mor sanırsınız ve yanılırsınız
neler çıkmaz ki karşınıza ilk seferinde
uyku, tiksinti
Çünkü apayrı bir zamanı vardır insanın
dilimlenmemiş
bir soluk daha yaşamak ister, yadırgamayın
yadırgamayın,
her sabah ölülerle aynı sofraya oturmayı kim ister
bir terslik yok mudur
putlar ve geometrik şekiller
tapulamışsa yüreğini, yok mudur bir ucuzluk
neden bulaşsın dilsizlere akşamüstülerin sararmış lekesi
Peki neden o kahreden yabancılık zehirlesin yüzümüzü iğrenç maskesiyle
ve neden cesur kahramanı oynayalım biteviye
bitesiye
(İçimizdeki anarşist neredeysen çık
içimizdeki kaçık neredeysen çık
sobe)
17 Kasım 1999 Levent